skip to main |
skip to sidebar
Hipnozun en orta ve en ucuz noktası aynı zamanda . heh , iste benim o .
Kacmaya calistikca girdaplasa girdaplasa cokertiyo beni . Hayat , iste o .
Bana bisey desene , duyma sen soylensin o . .jpg)
Mevsimsel kaygilar tam da oktada .
Bak , burda . Surda ve ortada .
Yakin olmak sucsa bana cevapla :
Uzaga kosan kelebeklere yok mu gunah orda ?
...
...
...
Bir de düsündüm sonra . Bit olmak istedim .
Saclarinin arasinda , sonra bir delikten beynine varmak dedim.
Kendimi ariyorum .... Himm... hangi kivrimindayim acaba ?
Sonra beyninde bir bitin düsündügünü düsün istedim . Sonra da pat diye düs !
Cok tuzlu olsun istedim yaslarin .
Heh , iste kavustu yarinlarina .
Bir de bakmissin ben orda !
Sonra düsün düsümde ....
Düstün mü icimde ?
Yaralamak ; Yaralanmaktan güzel olsa gerek . Fiil çatıları da kalbimi bu dolu insanlardan korusa , beynim realiteyi ne hoş hayal edecek .
Ahh güzel dünya ! Tersine dönsen ne muhteşem düzen akacak ve gidip yakalayacak .
Evrenin trapezine binip gitmek varken , tıkılmış yüzeyinde yıldızlara bakmak var boyun tutula tutula .
Mutluluk sadece burada . Gözünün önündeyken ara dur ve yıkıl farkına !
Yardan gelmesin bu seferki hikayede yara .
Haydi anlamdaşsız cümleler ! Dizilin yan yana . Ve şimdi de halaya :
Son kez demek istercesine sakince ,
Yakından tiksinen bakterilerce ,
Sensiz ölen ruh ikizince ,
Güneş ışınlarının vurduğu kedi gözünce ,
Aklımda yatıp kalan pis düşüncelerce ,
En ukalaca sırıtıcan sözcük köklerince ,
Manasızlığın anlamını taşıyan kavram düzmecelerince ,
Hayata el sallayan minicik bebekçe ;
Hepimiz yardan gelen yaralar doluyuz .
Ve bir yeşil elmayı bir kırmızı elmayla birleştirip " biz bir elmanın iki yarısıyız" diyeniz ,
Onlar.ca . . .
Ses . . .Bir ve iki . Ve de daha niceleri ...Çağırmak içten geliyor , biline ... Ve de üstüme basıp da gidiyorlar öldüre öldüre .Ne yarlar olsun dedim de kapılarını duvarlaştırdılar . He , anladım tamam , sonumu hazırladılar .Her ALLAH ın kulu yakınken uzak oyunu oynadılar . Tamam da , ne bu acele ?En sonunda gideceğim ya ahirete . Bu heyecan niye?Yemekleriniz hep banılır acılı ekmekle . Bu yakma eylemleri neye?Sahipsiz ruhlarınız izinsiz girip çıkıyor kalbime .Sükutsuz çehrenizin görüntüsü çivileniyor göz kapaklarımın içine .Ve sevimsiz halleriniz eğrik büğrük yakınlaşıyor hislerime ...Siz !... Ademoğulları !... Ne haysiyetsizsiniz öyle !Uzak durun desem yetersizsiniz . Gelin , buyrun desem yitirileceksiniz .Ahh ne gereksizsiniz !Ya insan gibi ölünüz , ya da hayvan gibi yaşama ideolojisinden kurtulunuz .Tamam , tamam . Ricaalarım kafii bilirim . Peki ya bilmediklerim ?
Yağmurdan kaçan sokak çocuğu gördünüz mü hiç ? Sizce siz ıslanmaya tenenzül etmeyen şemsiyeliler gibi hissettiklerinden mi ? Yo , hayır . Hepsi hazır ve nazır . Sadece tekerrürlenen üşüme hissinden korkarlar . . . İt gibi sıtmadan titremekten .Siz hiç , yağmurdan korkan güneş gördünüz mü ?
A - aa..Siz dünyasınız be ! hem kendi etrafınızda , hem de değişkenliğiniz etrafında seğir ediniz . Aman ha! Sakın ha ! Bana değmeyiniz ....
Rüzgar üşüyor .Saat tiktak değil tak tik diyor .Kelimeler sağırlaşıyor .Yağmur toplanıyor .Bulutlar gülüyor .Yıldızlar sönüyor .Güneş buz tutuyor .Sabitler oynaşıyor .Öküzler mee -ee liyor .İnekler mö-öö lüyor .Sigara yandıkça büyüyor .Gecenin karanlığı Ay'la sevişiyor .Matematik edebiyat yapıyor .Sefiller burjuva oluyor .Uykular uyanıyor .Yarınlar düne kaçıyor .Sen ben değil , sen sen oluyorsun .Ben sen değil , ben ben oluyorum .Farklılaşıyor benden kalanlar . Senden gidenler . . .Sessiz ölenler . . .Çığlık çığlığa tıp oyuyorlar .Yakın olanlar uzaklara özeniyorlar .Bana katılanlar sensiz ölüyorlar .Müzik ruhun zehri oluyor .Bayatlar tazeleniyor .Dünya tersine kovalıyor kendini , evreni , düşleri ...Düş kırıklıkları ayağına batıyor , acıyor dünya sonra . . .Sonra , ölüyor . . .Bir küçük cımbızla çıkarmaya çalışsa da ölüyor . Ölüyor işte . . .
Dinle.nmeliyim . Evet , mavi bunun için iyi gibi . . .Yatay yazılar istemiyorum . Rendeleniyorum sanki bir kaşık sosunuza . Hayat ve hayatlar bana akıyor uzun uzadıya ...Kelebeklere kanatları yorucu geliyor gibi . Rüzgar yardım ediyor itişleriyle buruk ve eğri . Yakınım . Bari ölüme yıkanıyım . Oh ne güzel !. Aksın üstümden hayat tozları .Mat renkler canlasın . Sabitler ayrılsın temellerinden . Safinalar da tabii . . .Yarın düne karışsın . Bu gün bana kalsın . . . Olmaz mı sanki ?Tıkandım mı ne yine ? Bu duygu kabızlığı neden ? Sanırım yavaş yavaş yemememden . . . Akıl edemedim hala hem şişiriyor kalbimi hem yağ bağlatıyor hem krizlere yolları temizliyor hem de duygu kabızlığına sebebiyet veriyor . Yavaş yavaş derim . Beni dinlemez yine Aslı.m . Aşksa aşk , tamam . Ama nedir bu acelen ?. Birden içine nefes gibi çekmen ? Nefessiz ölürsün , evet . Ama aşksız kalsan ne olur sanki ? Anlıyorum gibi bir - iki ...Sen ve ben iki kişiyiz . Yok , yok ben ve sen bir kişiyiz. Yok , yok ben Sen im . Sen ve ben biz değiliz henüz. Ondandır duygu bulantım ...Kabız ve bulantı . Hoş mu ? Kelebeklere yorucu gelen kanatları bana gelince boş mu ? Bir gün ömrüm olsa da yirmi üç saatini RABB ime secde ederek , bir saatini sadece kalbinde uyuyarak geçirsem ... Çok mu?
Garip uyandım bugün , neden bilmem .
Ama tahmin yürütmek mümkün ... Bugün iki defa uyudum . Birincisinde dalıp gittim . Seni gördüm rüyamda ;
Okulun ilk günüymüş .Heyecandan ölecek gibiymişim . Tam sınıf kapımın karşısındaki ponodan bir şeyler bakıyormuşsun ayaklarını arkaya kıvırıp,
parmaklarının ucunda tutup sağ sola sallayarak ; çocukluk edasıyla...
Heyecanlı olduğunu ellerine bakarak anlamışım yine ...Sırtında birleştirmişsin iki elini ...Göya ponoyla bir bilim adamı gibi ilgilenişinden bazen kavuşmalarını ayırıp,ponoda birşeyler gösterip tekrar birleştiriyormuşsun onları ...Sonra senin yine o bıyık altından bakışlarını seziyormuşum .Kafan kaymasa da gözlerin kayıyormuş bana . Nasıl heyecanlıymışsın öyle...Ara sıra ellerini ayırınca deli gibi titrediklerini görüyormuşum . Benim heyecanım yetmezmiş gibi bir de seninkiler yığılıyormuş üstüme . ..
Ah ! Sana dememişmiyim sanki ...Ben sen oluyormuşum ! Ama , söylememişim tabi ...Ama sen bilirmişsin , bilirmişim ....
Sonra seninle aynı sınıftayken okuduğumuz arkadaşlarımdan biri geliyormuş yanıma ...Ben heyecandan ağlamışım meğer . O gelince yanaklarımdaki ıslaklığı hissediveriyormuşum . "O" diyormuşum ... "Bakın , o orda ! " ....
Arkadaşım bu halime bakıp bir -den gülümsüyormuş ... "Aslı" diyormuş..." Bir şey itiraf edeyim mi sana ? " . Deli gibi "evet" dercesine başımı aşağı yukarı kaldırıyormuşum .-"Seviyordu seni " ..."Ben duymuştum arkadaşlarıyla konuşurken " ....
O an sanki bütün karanlıklar üstüme çullanmıştı . "seviyor.'du'" ... "-du" muydu ? Yani şimdi sevmiyor mu ?
Hemen en yakın arkadaşımın yanına gidiyormuşum ...Ona söylüyormuşum ...Sonra o da bana " aa...O zamanlar ben de duymuştum ama sana söylemeyi unutmuşum" diyormuş !
Unutmuş mu ? Sanki kimse yüreğimdeki aşkın büyüklüğünü bilmiyormuş gibiymiş . ..
O hınçla uyandım ...Sonra senin hayalini kurup yine uykuya daldım ...İkinci uyuyuşumda yine seni gördüm ! ;
Senin için bir arkadaşımla bütün Bağcılar 'ı dolaşıyormuşum ...Yeter ki senin evini bulsaymışım ...Senin evin olduğunu zannettiğim yer bir zamanlar hoşlandığım çocuğun evi çıkıyormuş . Ne garip ! .Sonra bir bakıyormuşum ki herkes okula gidiyormuş yolda .Okul açılmış seni ararken .Eve hızlı hızlı gidip formamı giymek için içine şeytanın karıştığı bir aceleye bürünmüşüm ...
Ve o jet hızındaki ilerleme beni ürkütüp tekrar uyanmama vesile verdi ...
Tamam , anlaşıldı ki sebep sensin ...Bu garipliğin adı da "huzur" ve "mutluluk" kavramlarının birlikteliğine "aşk" ında karışmış olmasıydı belli ki ...
"Bu gün her zamankinden fazla sen kokuyorum ..."
Mana bulunuyor yavaşça . Sabahlamak amacım , evet .Bu gece doğumuma bağlanan gece . Bir kaç saatler sonra annemin sancıları başlayacak .Kudurucağım içeride .Neyime ne lazım ? Aceleyle gelmek imiş kabahatim!Yakınlaşıyor bir şeyler .Dur , dur bir saniye . Neden garibim bu kadar ?Her neyse ... Devam etmelyim ...Ay batmamak için çabalıyor . Ardından savaş başlıyor Güneş ile aralarında . Yıldızlar kimden taraf olacağını şaşırıp , akrabalar birbirlerine siper ediyor kendilerini .Güneş 'in alevinden korkanlar ondan yana , Ay'dınsızlıktan korkanlar ise Ay'dan ...Sonra ortada bir yerlerde herkesten izinsiz bir ışık beliriveriyor ! Nereden geldiği belli olmasa olmaz mı sanki ?Ee, ben doğdum işte .Hemde altı buçuk aylık iken ...Soruldu bana ve gelmek istiyorum dedim arzuluca Tanrı 'ya .Sonra kafa tuttu şeytan yine sabırsızca .Def et dünyaya!!!Geldim . Gökyüzündeki savaş durmuştu yeni yeni ...Söndü bir şeyler . Korları kaldı ve hissediliyordu da ...3 Ağustos 1992 ! ....İki buçuk ay sonra olması gereken bu tarihte gerçekleşti .Çünkü Rabbimin istediği buydu .Sen ! Ey sevdiğim !...Okuyorsan bu yazıyı sor şimdi kendine ! Evet , sen , iyi biliyorsun kendini. !Doğmasaydım eğer , ya da bu gün (doğduğum gün) gömsem hayata gözlerimi ve o savaşa gitsemde o ortadaki ışığa kurban gitsem , ne hissederdin?Dünya...Bensiz olsan .. Olur muydu kaybın leşlerinde ?